Kuzenimin karısını siktim

Kızlar, beyler, ben Tolga. 33 yaşındayım, Ankara’da oturuyorum. Daha iki gün önce memleketten döndüm. Dayanamadım, yaşadığım yazı anlatayım.

Bizimkiler Samsun tarafında bir köyde. Ben Ankara’da çalışıyorum. Her ağustosta fındık için köye inerim. Bizim oralarda herkesin bahçesi büyük, evler dip dibe. Amcamlar, kuzenler, hep aynı yamaçta. Benim gibi dışarıda olan üç dört kuzen var, kalanı köyde.

Anlatacağım kuzenim Burak’ın karısıyla ilgili. Önce Burak’ı söyleyeyim. Benden dört yaş küçük. Çocukluğumuz aynı bahçede geçti. Peşimden ayrılmazdı. Dereye giderdik, bahçede gezerdik. Şehirden getirdiğim dergileri ilk ona gösterdim. Gençliğinde çok şeyi benden gördü. Hâlâ takılır.

Abi, ilkleri hep sende gördüm.

İlk kez kadını da ben gösterdim. Bana Ankara’ya geldiğinde tanıdığım iki kızı çağırdım. Yedik, içtik. Bir odada o, bir odada ben. O gün amla ilk kez orada tanıştı.

Küçük sik muhabbeti

Burak üç yıl önce evlendi. Karısı Hatice, 29 yaşında. Teni bembeyaz, başı kapalı, balık etli bir kadın. Burak’a göre iri durur. Burak ise ince, kuru bir herif. Siki de küçüktür, bunu saklamaz. Gençken çok dalga geçtik.

Benimki onunkinin iki katı rahat vardır, hem uzun hem kalın. O da takılırdı.

Abi bunu nerede büyüttün? Pantolonun içine nasıl sığdırıyorsun?

Evlenince ben de taktım.

Ne haber evli? Öğrettiklerim işe yarıyor mu?

O da gülerdi.

Sensin hocam. Seni mahcup etmem.

İçimden hep geçirirdim, bu ufak sikle bu iri kadını nasıl idare ediyor.

Bahçede bakışma

Bu yaz yine bahçe işindeydik. Burak ilçe merkezinde çalışıyor, iznini almış. Köyde karısıyla bahçeyi toparlıyor. Sabah akşam beraberdik. Hatice’yle de yakın olduk.

Kadın dikkatimi çekiyordu. Kalçası iri, memesi dolgun, ten bembeyaz, yüzü tatlı. Sofrada otururken elbisesi sıyrılıyor, kalın bacağı ortaya çıkıyor. Akşam onlara ya da bize oturmaya gelince eğiliyor, göğsü açılıyor. Ben bakıyordum. O da sanki bilerek önümde eğiliyor, domalır gibi yapıyordu. Kimse yokken yanıma geliyor, konuşuyordu.

Burak senden çok bahsediyor. Öve öve bitiremiyor.

Ben de içimden diyordum, bizim eski haltları da anlattı mı bu kıza.

Yağmurlu gün

Yağmurlu bir gün herkes eve çekildi. Ben Burakların evin önünden geçip aşağı bahçeye iniyordum. Hatice eski evin camına çıktı, seslendi.

Abi bu havada nereye?

Aşağı bahçeye iniyorum. Meyveye bakacağım.

İyi denk geldi. Burak uyuyor. Ben kahvaltı edip o yana gelirim. Termosa çay koyarım.

Tamam. Beklerim.

Ayrıldık. İki saat kadar geçti. Yoruldum. Uzaktan salına salına geldi. Elinde poşet. Yanıma oturdu, konuştuk. Hava çiseliyordu.

Şu ileride çamların altı kuru. Oraya geçelim. Orada içelim.

Gittik. Getirdiği örtüyü serdi. Peynir, ekmek çıkardı. Çay koydu. Yiyor, içiyor, konuşuyorduk. Ama Hatice’nin elbisesi memesini ortaya koyuyordu. Yere oturunca eteği yukarı çıktı, kalın beyaz bacağı meydandaydı. Konuşurken koluma değiyor, gülüyordu. Bir ara laf arasında dedi.

Eskiden çok yaramazmışsın. Burak anlatıyor.

Anladım. Bizim eski hikâyeleri buna anlatmış. Beni yokluyor. Yanlış bir hareketim ters yere gider diye çekiniyordum.

İşerken yakaladı

Biraz daha oturduk. Kalkmak için izin istedim.

Şuraya geçeyim.

Uzaklaştım. Tam işerken köşeden baktığını gördüm. Göz göze geldik. İrildim. O da utandı, geri gitti. İşimi bitirip yanına döndüm. Gülüyordu. Bu hâlinden güç aldım.

Ne oldu Hatice. Merak edip peşime mi geldin?

Gülerek süzdü.

Burak’ın dediği kadar varmış.

Şok oldum. Salak herif sikime kadar karısına anlatmış. Daha çok cesaretlendim.

Sorsaydın yakından gösterirdim. Uzaktan görememişsindir.

Sessizlik oldu. Yan yana durduk. Utana sıkıla gözüme baktı, bekledi. Sonra kısık sesle söyledi.

Göster o zaman.

Dudağıma yapıştı. Öpmeye başladı.

İlk kez ormanda

İstediğim olmuştu. İlk adımı o atmıştı. Ben de iki haftadır köyde yanıyordum. Karşılık verdim. Oturduğumuz örtüde ne varsa kenara attım. Çay devrildi. Hatice’yi yere yatırdım, üstüne çıktım. Öpüşürken okşuyordum.

Memesi yumuşacıktı. Elbiseyi yukarı sıyırdım, çıkardım. İçinde beyaz sütyen, bembeyaz meme karşımdaydı. Dudağını bıraktım. Sütyenden çıkardığım memesini emdim. Mis gibi kokuyordu. Avcuma sığmıyordu. Çok dolmuştum, biraz oyalandım.

Bacak arasına girdim. Eteğini sıyırdım. Memesini emerken kalın bacağını okşuyordum. Ben emdikçe, bacak arama sürtündükçe inlemeye başladı. Kulağıma fısıldadı.

Oyalanma. İçime gir.

Hemen kalktım. Pantolonu, kilodu indirdim. O da eteğin altından kilodunu çıkardı, yana koydu. Gözü dikilmiş sikimde kaldı. Eteğini beline topladı, bacaklarını açtı. Gözünü büyütmüş bakıyor.

Gel. Hadi.

Bacak arasına girdim. Amı bembeyaz teninde ince bir çizgi gibiydi. Kilosuna göre dardı. Islanmıştı, içi pembe görünüyordu. Az kıllıydı. Köy yerinde am bulmuşum, kılını mı düşüneceğim. Sikimi tuttum, üstüne yattım. Amının üstünde gezdirdim. Başı sokunca derinden ses çıkardı.

Çok büyük. Yavaş.

Üstüne tam yüklenmedim. Elimle yavaş sokup çıkardım. Amının suyunda gezdirdim. İyice ıslanınca başımı dolgun memesine gömdüm, dibine kadar soktum.

Oh. Yavaş.

Ama zevkten deliriyordu. Alışınca tempoyu açtım. Dibine kadar sokup çıkarıyordum. Altımda inliyordu.

Çok iyi. Çok iyi. Oh.

Soğuk havada ter içinde kaldı. Gidip geldikçe kafamı tuttu, kendine çekti. Dudağıma yapıştı, ısırır gibi emdi. Derinden inledi. Bacağını iki yana açtı, dibine kadar almaya çalıştı. Zevkten titremeye başlamıştı. Ben de dayanamadım. Çıkardım. Kocaman göbeğine boşaldım. Dölüm memesine kadar fışkırdı. İyice sıktım, son damlasına kadar akıttım. Sırtüstü yere uzandım. O da bacakları açık öylece kaldı.

Bir dakika soluklandık. Kalktım, sigara yaktım. Hatice konuşmuyordu. Etrafı topluyor, üstünü siliyor, giyiniyordu.

Ne oldu kız. Ne bu acele?

Giyin. Biri görecek.

Ben de giyindim. Hatice çantayı koluna aldı, yanıma geldi. Dudağıma öpücük koydu.

Burak akşama ilçeye inecek. Gece yarısı kapı açık olacak. Bize gel.

Gitti. Daha öğlen bile olmamıştı. Akşam nasıl olur bilmiyordum. Dolaştım, çalıştım. Akşam oldu. Eve gittim. Banyo yaptım, yemek yedim. Her zamanki gibi çay için Buraklara geçtim. Oturduk, konuştuk. Hatice gözüme bakıyor, gözünün içi gülüyordu. Burak kalktı.

Abi ben ilçeye iniyorum. Bir isteğin var mı?

Sağ ol. Yok.

Eve yürüdüm. Saat on bir gibi Burak arabayla çıktı. Biraz bekledim. Saat on iki gibi sessizce evin oraya gittim. Eski köy evi. Her akşam kapı önünde yanan lamba bu akşam sönüktü. Kapıyı ittim, girdim. Her yer karanlık. Sadece yatak odasında ışık vardı. Girdim. Hatice dantelli, kırmızı bir gecelik giymiş. Yatakta uzanmış, bana bakıyor. Eliyle işaret etti.

Gel. Gel.

Gece yarısı

Hiç beklemedim. Soyundum. Yatağa yanına girdim. Sabah kıllı olan amını almış. Mis gibi yıkanmış, koku sürmüş. Biraz öpüştük. Amına eğildim. Güzelce yaladım. Memesi gecelikten çıkmış. Elimle okşarken başım amındaydı. Ben yaladıkça Hatice kafama bastırıyordu, inliyordu.

Erkeğim. Koca sikli erkeğim. Sabah doyamadım. Doyur beni.

Her yerini okşayıp yaladım. Sonra yarrağı ağzına verdim. Gırtlağına kadar aldı. Sikim ıslanınca sabahki gibi amına girdim. Sikişmeye başladık. Kapı kilitli, saat gece yarısı, herkes uyuyor. Biz deli gibi inliyorduk.

Burak’ın siki küçük olduğu için kadın doymuyormuş. Alışmış, bacağını gerip dibine kadar almaya çalışıyor. Benimki büyük olunca gerek yoktu. Ama o yine derinde hissetmek için açılıyordu. Güzelce zevke getirdim. Bu sefer çıkarmadım. İçine boşaldım.

Biraz dinlendik, konuştuk. Burak’ın vermediğini, kendini eliyle idare ettiğini anlattı. Kadın da haklıydı. Yaraksızlıktan ne yapacak. Bir de kocasından benim büyük olduğumu duymuş. Haklı olarak beni istemiş.

O gece sabaha kadar dinlene dinlene sikistik. Ben dönene kadar üç kez daha buluştuk. Şimdi Ankara’dayım. Ağustosu bekliyorum.

Tolga

♥ 0 beğeni · ↻ 0 paylaşım

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok.

Yorum yaz

Yorum yaz

Kuduz Köpek kullanıcısının diğer paylaşımları

@kuduzkopek

Bir Yıllık Serbestlik Anlaşması

Merhaba, ben Hale. 31 yaşındayım. Üç yıldır evliyim. Samsun'da yaşıyoruz. İki katlı değil, ara katta küçük bir dairede oturuyoruz. Hem para yetmiyor, hem de kocamın işi yerinde sayıyor. O yüzden yurt dışına gitme hayali kurmaya başladık. Barış lojistik işi yapıyor.

Görsel